Ağustos 20, 2010

"ucuz" olana dair..

dostlarım,

sıcak ve taze'de "gıda ucuz olamaz!" demişim, ekşi sözlük'deki bir entry "herhalde öyle demek istememiştir" diye değerlendirmiş.

"gıda ucuz olmalı, demek istemiş" diye düşündüm, yanılmış olabilirim elbette ama ve konu üzerine bakışımı sunmak ihtiyacı hissettim, zira beni çok endişelendiren bir yanı var bu gıdanın "ucuz" olması gerektiği inancının..

öncelikle, gıdanın ucuzluğu üretimin sanayileşmesi yani bant tipi üretim metodlarının tarım ve hayvancılığa adaptasyonu ile mümkün olabilmekte. "ucuz" gıda, bu sayede, bize "pahalı" elektronik oyuncaklar ve her sezon aldığımız yeni gömlek ve t-shirtleri satın alma imkanı veriyor.

denklem böyle bir denklem ve sürdürülebilir yanı yok.

"Türkiye'de bütün bireyler hangi tür gıdalar tükettiğini ve bu gıdanın nasıl üretildiğini düşünmeli, bu konuda bilgi sahibi olmalıdır.Türkiye gıda endüstrisinin önde gelen aktörleri de - perakendeciler, üreticiler, gıda işleyen firmalar, hükümet vs. - gıda arzını sorgulamak durumundadır."

gıdada "ucuz" kavramına alıştıranlar bizi ve dolayısıyla muazzam karlı şirketler yaratanlar "dünya açlığın eşiğinde" diye bir terane tutturmuşlar ve öyle mükemmel süslüyorlar ki bu yalanı..okumazsanız, araştırmazsanız yutmanız işten değil.

"GDO'lar dünyada açlığın giderilmesi ve tarım ilacının kullanılması oranının düşürülmesi gibi güzel söylemlerle yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Ancak dünyada Türkiye gibi 10 ülkeyi besleyecek buğday stoğu var. 720 milyonu doyuracak buğday şu anda mevcut. 2009'da açıklanan aç insan sayısı 1 milyar. Aynı şekilde Türkiye gibi 165 ülkeyi besleyecek pirinç stoğu var. Bu da 11 milyar insan yapar. Dünya nüfusu 7 milyarın altında. Dünya depolarında bekleyen tarım ürünleri aç insanları fazlasıyla doyuracak miktarda. Dünyadaki açlığın nedeni tarımsal üretimin yetersizliği değil, üretilenin adil dağıtılamaması sorunu. Dünyadaki hububat ticareti üç-dört ABD şirketinin elinde, GDO üretimi de dört-beş şirketin elinde. Bunlardan sadece ABD'li Monsanto GDO piyasasının yüzde 95'ine hakim."

ve bu yalanın mimarları, mesela muazzam adam, dünyanın en zengini Bill Gates, kişisel servetinlerini insanları --Gates örneğinde Afrika'yı-- açlıktan kurtarmaya yatırıyor. ne şahaneler, di mi?

peki, iyilik meleği Gates'e ve bu amaçla destekçisi olduğu AGRA'ya bir göz atalım mı?

Afrika'daki açlığa yardım eli uzattığını iddia eden AGRA'nın en önemli iki destekçisinden biri Rockafeller Vakfı bir diğeri de Bill ve Melinda Gates Vakfı.

Bill ve Melinda Gates Vakfı'nın parasını işleten ve vakfın devamlılığını sağlayan Bill ve Melinda Gates Vakfı Fonu'nun dökümleri geçenlerde twitter'da bir hayli konu oldu, zira, fonun parasına para katmak için aldığı kağıtlar bile Monsanto kağıtları! e, AGRA en çok kimin yaptığı "araştırma"ları destekliyor dersiniz peki? Monsanto, gene.

konu ile ilgili okumak isterseniz:
http://www.davemanuel.com/the-bill-and-melinda-gates-foundation-trust...
http://www.organicconsumers.org/articles/article_19990.cfm
http://current.com/news/91070994_ending-africas-hunger-gates-foundati...
http://techrights.org/2010/04/19/monsanto-puts-npr-lies/

yani: bir yandan Monsanto kağıdı al, diğer yandan Monsanto'nun karlılığını kurduğun STK aracılığı ile aklaya aklaya arttır, sonra git, bu işi daha profesyonel yapabilmek için Monsanto'nun genel müdürünü vakfına idareci getir! bir yandan insanlığın gıdayı daha ucuza tüketmesinin yolunu garantilerken diğer yandan da bu gıdanın karını zaten kağıtlarına yatırım yaptığın Monsanto'nun yapmasını garantile ve sonra da insanların gıdadan arttırdıkları paraları her an yenisi çıkan elektronik oyuncaklara yatırmalarının alt yapısını da sen kur ve kazanmaya doyama!

var mı daha şeytani bir zeka?
görülmüş mü?

dostlarım,

gerçek gıda, gerçek insanlar tarafından üretilir.

gerçek insanların sizin ve benim gibi gerçek ihtiyaçları vardır. gerçek ihtiyaçlar için bugünün dünyasında gerçek para gerekiyor, hem de çok miktarda! gerçek gıdanın fiyatı, gerçek üreticinin son derece gerçek ihtiyaçlarını karşılayabilen bir fiyat olmalıdır.

cebimizdeki para çok değil, biliyorum. ama en çok da bu nedenle diyorum ki: paramızı hak edenden öteye harcamayalım. hak ettiğini düşündüğümüz üretici de ürününe ne biçiyorsa fiyat o olsun. ucuz ya da pahalı diye tarif etmeyi bırakalım gıdayı: gerçek ya da mış gibi yapan diye ayıralım.

sevgilerimle,
D.

4 yorum:

Gh dedi ki...

Harika bir yazi Defne!

annemineli dedi ki...

Daima takipteyim, paylaşım süper,ellerine sağlık,sevgilerrrr...

Saliha dedi ki...

Muhtesem bir yazi... Facebookda mevzu hakkinda yaptigim yorumu geri aliyorum.

Defne Koryurek dedi ki...

:)))

sevgiler,
D.