Eylül 27, 2010

Citta Slow Şenliği, 2010














Türkiye'nin ilk Citta Slow'u Seferihisar'ın Belediye Başkanı Tunç Soyer, Fikir Sahibi Damaklar kurucu lideri Defne Koryürek'le, şenliğin ilk saatlerinde ve "orkinos çifliğine hayır!" eylemi öncesinde..

Eylül 25, 2010

sevgili dostlarım,

İstanbullu kıyı balıkçılarımızın her biri, bugünden itibaren
- Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Yayın Daire Bşk. Recep TEZGEL
(yayin.baskan@tarim.gov.tr)
- Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat PAKDİL
(nihat.pakdil@tarim.gov.tr)
- Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü Genel Müdür Doç.Dr.Muzaffer AYDEMİR
(maydemir@kkgm.gov.tr)
- Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Dr Durali KOÇAK
(duralik@kkgm.gov.tr)
- Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü Su Ürünleri Hizmetleri Daire Başkanı Vahdettin KÜRÜM
(vahdettink@kkgm.gov.tr)
dikkatine birer mektup yollayacaklar.
bu mektupta Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın son dönemde "balıkçılığın anayasası" saydığımız sirkülerde yaptığı ve balıkçımızın son derece hatalı adımlar olarak değerlendirdiği değişikliklerin nedenlerini sorgulanıyor ve akabinde de İstanbul Boğazı'nın gırgır avcılığına kesin suretle kapatılması gerektiği ifade ediliyor.
aynı metni balıkçı dilinden biz tüketicinin diline uygulamak hiç de zor değil. üretici ve tüketici diye vasat bir kategorizasyona sokamayacağımız duruşumuz ve ortak tasalarımızla nihayetinde biz de, onlarla aynı yolda, aynı doğayla başbaşa, aynı yarının hayalini lüferde bayrak kılmış İstanbullular'ız!
dolayısıyla aşağıda ilginize sunuyorum.
lütfen okuyun ve yukarıda listelediğim adreslerin hepsine ya da tercih ettiğiniz bir ikisine siz de yollayın.
hadi!
:))
zira ortak kaynaklarımızın kontrolunu ve korumasını yeniden biz: bu kaynakların asıl sahipleri ve çocuklarımıza karşı sorumluları olarak devralmak zorundayız.

dediğim gibi: hadi!
D.

Sayın Yetkili!

Bizler Türkiye balıkçılık sektörünün büyük çoğunluğu olan geleneksel kıyı balıkçılarıyla kader birliği yapmış İstanbullular'ız.

Geçen yıllarda Marmara'daki balık varlığını ve avcılığını ciddi boyutlarda ve olumsuz etkileyen, balıkçıların kaykay-salya-lez olarak adlandırdıkları müsilajın giderilme imkanlarını belirlemek amacıyla, Bakanlık yerli ve yabancı bilim adamlarından oluşturulan bir heyet toplamış ve bu heyet de bir rapor hazırlanmıştı.

Yerli ve yabancı bilimadamlarınca yapılan bu araştırmalar neticesinde, Marmara'yı etkileyen salya (kaykay-lez) adı verilen müsilajın giderilebilmesi için, Marmara'ya balık geçişinin engellenmemesi şiddetle tavsiye edilmekteydi.

Oysa avlanma sezonu başlama tahrihinden önce 21/8/2008 tarihli ve 26974 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 2/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’in, “çevirme ağlarına ilişkin yasaklar” başlıklı 12'nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan "trafik ayırım düzeni" ibaresi, "trafik ayırım şeridi" olarak; "Paşabahçe Feneri (41° 06’ 57" N - 29° 05’ 23" E)" ibaresi, "Çubuklu Kozaltı Burnu (41°06,599’ N - 29°04,973’ E)" olarak değiştirildi!

Bu durumda öğrenmek istediğimiz:

1- İstanbul Boğazı gırgır avcılığına aslen kapalı iken ve yukarıda anılan bilim adamı raporları da önümüzde durmaktayken, niçin ve hangi "daha güçlü gerekçe"yle Çubuklu önlerine kadar uzanan alan gırgır avcılığına açılmıştır?

2- Madem bilim adamlarının vardıkları sonuçlar ve tavsiyeler değerlendirilmeyecek, tebliğde yapılan değişikliklerde kaale dahi alınmayacak ve hatta tam tersi uygulamalara gidilecekti.. sormak ve öğrenmek isteriz, bu raporun hazırlanmasına devlet kesesinden ayrılan bütçe neydi?

3- Marmara'daki müsilajın en çok gırgırları etkilediği gerçeğinden hareketle, doğal olarak en çok gırgırları, dolaylı olarak da diğer balıkçıları ve tabii balık stoklarını korumak maksadıyla, yukarıda adı anılan ve bugüne kadar değerlendirilmediyse de, bundan sonra değerlendirilmesi yerinde olacak bu bilimsel raporların çerçevesinde değişiklikler yapılması düşünülmekte midir?  

Bir İstanbullu olarak, gırgır avcılığına açılan Boğaz'ın balık varlığının devamlılığı için sakıncalı olabileceği kanaatiyle, bu yanlış uygulamadan en kısa zamanda dönülmesini ve sözkonusu rapor doğrultusunda Boğaz'ın gırgır avcılığına tamamen kapatılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Eylül 08, 2010

iyi bayramlar olsun. 

keyfi bol, sohbeti bereketli, anılarla dolacak kalabalık sofralarımız olsun. ağzımızın tadı yerinde; tatlılarımız glikozsuz, etimiz yerli ırkların eti, sütümüz gerçek süt olsun. masamızdakini paylaşalım. komşu hakkını hatırlayalım, bir tabak da onlara yollayalım. birlikte yemek, keyiftir. paylaşmak bereket getirir. çocuklarımıza da öğretelim. yerli üreticiyi kollayalım, üreticisini bildiğimiz ürüne cömert olalım. güzel bir bayram olsun bu bayram. "ne güzeldi, di mi?" denilen cinsten. iyi bayramlar olsun. 

damaklarımızın hakkını verdiğimiz nice bayramlara, hep birlikte...

sevgilerimle,
D.

Eylül 04, 2010

Balıkçımızın dilinden "kırmızı çizgilerimiz":

(bu metni İstanbul Birlik gözden geçirecek, eksik gördüğü ne varsa eklenecek ve dahilinde yer alan 32-33 kooperatife görüş almak üzere yollayacak)

"Sürdürülebilir balıkçılık:
Hem göç eden hemde yerli balık stoklarımız aşırı avcılık baskısı altında günden güne eriyor dönemsel patlamalar hariç av miktarı sürekli bir düşüş eğilimi gösteriyor. Ne kadar balığımız olduğunu ve ne kadarını avlamamız gerektiğini bilmiyor, olsa olsa böylesi doğrudur anlayışı ile sezonu sadece göç ve üreme mevsimlerine göre belirliyoruz.
Bu sistemin hızla terk edilerek Stok tespiti ve stok yönetimine geçmemiz konusunda mücadele etmek gerekmektedir. Bu sistemin olmazsa olmazlarından biri denizdaş komşularımızla işbirliğine girmek birlikte hareket etmemizdir. Sistemin hayata geçirilmesi ile birlikte tür başına kotalar belirlenecek ve gelecek sezon avcılığı hakkındaki karamsar kuşkularımızdan kurtulmuş olacağız.

Sucul kaynakların hakça paylaşımı:
Mevcut balıkçılık sistemimiz küçük ve büyük balıkçı arasınd bir farK görmemekte mevzuat ve yasalar karşısında eşit muamele yapmaktadır. Av sezonunun açılmasının küçük balıkçı için kapanması anlamına geldiği hepimizin malumudur.
Ağır borç stoğu altında ezilen Gırgır balıkçıları üzerlerinde baskılar nedeni ile geleceklerini\geleceğimizi düşünmeden avcılık yapmakta ve küçük balıkçının denizde var olma ve avlanma hakkına saygı göstermemektedir. Bu konuda onlarca yüzlerce örnek hepizin malumudur.
Küçük balıkçı kooperatiflerinin ya parakende balık satış yerleri yoktur yada ticari olarak kötü yerlerde satış yapmaktadırlar. Gerekli yasal düzenlemeler bir an önce yapılarak, yerel yönetimlere talep halinde ticari açıdan uygun satış yerleri gösterme zorunluluğu getirilmelidir.
Balık hallerinin yönetimine birlikler katılmalı, birliklere hallerde ücretsiz satış yerleri verilmelidir.


Tebliğ'lere sahip çıkılması ve delinmemesi konusunda mücadele:
Hepimiz tebliğ'leri zaman zaman eleştiriyoruz. Bu eleştirilerimizin çoğunun haklı sebepleri olsada bir bütün olarak balikçılık yönetimi konusunda iyi niyetli ve korumacı anlayışla hazırlandığını unutmamalıyız. Ege'de uluslararası suların avcılığa açılmasının sonuçlarını hep birlikte gördük. Boğazda avcılık lehine talep edilen yeni düzenlemeleri ise yine hepimiz biliyoruz.
Her ne olursa olsun, tebliğlere tavizsiz sahip çıkmalı ve avcılık lehine yapılan ara düzenlemelere karşı çıkmalıyız.

Bu 3 konunun temel ve vazgeçilemez olduğunu düşünüyor ve tartışmaya açıyoruz. Bu tarışmanın sonuçlarına göre çıkaracağımız metni ise tüm türkiyede küçük balıkçı tarafından tarışılır hale getirmek için mücadele etmenin şart olduğuna inanıyoruz."