Şubat 18, 2009

Çiğ Sütten Peynir 101

Google yazışma grubumuzda tecrübe ettiğimiz peynire dair küçük bir özettir. Diliyorum evde neler yapabileceğimiz hususunda okuyanlara ilham versin.

D.


Evde peynir yapmak için menşei belli, organizmalara dair raporlaması sağlıklı bir çiflikten yalvar yakar da olsa çiğ süt almanızı öneririm. Market raflarında tetrapak ambalajlarda satılan uht'lenmiş süte dair çok şaibe dolaşıyor, ayrıca oda sıcaklığında durduğu yerde mayalanmasına yardım edecek hiç bir enzimin bu sütlerde (geçirdiği işlemler sebebiyle) kalmadığı söyleniyor. Söz konusu mahsur pastorizasyondan ziyade uht teknolojisiyle ilgili, sanıyorum. Daha detaylı bilgilenmek için Prof. Dr. Ahmet Aydın'ın sitesini ziyaret etmenizi önerebilirim.













Çiğ sütü, olduğu gibi, yani pastorize etmeden, hatta hiç ısıtmadan ama mükemmel temizlenmiş bir kavanoza koydum; sütüm gece gündüz ısı farklarından etkilenmesin diye kavanozumu bir fanusun altına koydum ve 36 saat oda sıcaklığında bıraktım (benim evimin ısısı oldukça yüksek, gündüzleri yaklaşık 23 derece.)













36 saat sonra sütümün üstünde kalın bir yüzey ve dibinde serumsu bir ayrışma oldu. Kapağını açıp baktığımda bir tür yoğurtsu görüntüyle karşılaştım. Kavanozu hareket ettirdiğimde sütün sıvı özelliğini büyük ölçüde kaybettiğini gördüm.

(Bu sürece dair daha detaylı bilgiyi Buttermilk 101 başlığı altında bulabilirsiniz.)













Bu yarım kavanoz yoğurtsulaşmış "kültürlü" mamulü, maya olarak kullanıp, daha fazla sütü kültürlesin diye 5 lt taze çiğ süte kattım. Ekstra lezzet için de 1 lt kefir ilave ettim (gene çiğ sütten kendi üretimim.) Elbette kabım mükemmel temizlenmişti ve süt oda sıcaklığındaydı. Hazırladığım bu karışımı mayalansın diye örttüm, ama sarmadım. İlk mayalanmaya dair yukarıda anlattığım tüm işlemler aynen burada da tekrarlandı, ancak bu kez süre 96 saati buldu.










Sürenin sonunda kaynatılmış ve sıcak ütüyle ütülenmiş bezlere artık yoğurtsulaşmış mamulü döktüm ve lavabonun üzerine süzülmeleri için astım. Yaklasik 36 saatte süzüldüler.













Herbirini teker teker mermer tezgahıma taşıdım, süzülmüş mamulü ufalayıp, ayırdım --ki biraz tuzlayabileyim. Göz kararı tuzladım.













Bezin yardımıyla yoğurup tuzun karışmasını sağladım ve bir araya getirdim.













Yeni ve temiz birer bezin üzerine arzu ettiğim baharatı döküp peynirimi o baharatın üzerinde yuvarladım. Rulolar yaptim













...ve ruluları bu temiz bezlere sararak dinlenmeleri için buzdolabına kaldırdım.

Şubat 13, 2009









































Gündönümü çifliğinde çektiğimiz resimleri grupta paylaştıkça blog'a da post ediyorum. Bu resimler Rojin'in makinasından. Çifliğin yem deposundayız ve Mehmet Sökmen bize yem rasyosunu nasıl oluşturduğunu anlatıyor. Yulaf, yonca, arpa, mısır, slaj.... bir dolu şey yiyor Gündönümü inekleri!
































Bu resimler de Selin'in kamerasından.. İneklerin en güzel ve en şaşırtıcı yanları insandan huzursuz olmayışları, kaçmayışlarıydı. Selin'in fotoğrafları arasında bir ineği pembe burnundan öpüşü bile var!

Şubat 08, 2009

Gundonumu Cifligi















guzel bir gundu.

Istanbul muhakkak ki gri ve islak ve ustelik soguktu. biz oysa, bu kadar yakinindayken o ic kapayici havanin, inanin ruhumuz, aklimiz ve hatta fiziksel varligimiz bambaska bir yerdeydi.

akm'nin onunden baslamali....

once Filiz T. haber verdi, gelemeyecegini. sonra Esra. ardindan Ayfer ve Aylin. bu isimlerini son saydigim iki dostuma sasirmadim, zira cok yogun ve talepkar bir haftayi gecirdik beraber. ben, kendim, aynaya baktigimda son uc gundur kendimi tanimiyorsam, bu arkadaslarim hasta dusmuslerse anlarim. sahiden de gerek Aylin ve gerekse de Ayfer hastalanmislar. Ayfer'in atesi 39'u da gecmis! bir an once iyilesmelerini diliyorum. Aylin gelemeyince kuzeni Funda da gelemedi, Sazimet ve Firdevs hanimlar, sevgili Pelin, yeni uyelerimizden Rojin, SF uyelerimizden Berin hanim ve Refika'm. hatta Vasif da vardi, ekipte: benim kocam. simdi bu detay cok onemli, cunku askla bahsedebilirim kocamdan ama onu benimle yanyana goren cok olmamistir :)) bu, ozel bir geziydi, gelmeyenler feci kacirdilar :))) Selin ve Can bizimleydiler. Ilgin maaile katilmak istiyordu, ama kucuk kizi hastalaninca onunla kalip buyuk kizini ve kocasini yolladi. benim fii tarihinden arkadasim, simdi de kizi, kizimin arkadasi Mehmet K., hanimi Esra ve iki kiziyla katildi aramiza ve elbette bir de Hasibe hanim: Yesil Iris'in sahibesi..

ciktik yola.

1 saat 20 dakika sonra ciflikteydik. Mehmet karsiladi bizi, Aysun'un kocasi, "once ahirlara gidelim, oyle eve ineriz" diye. sozune uyduk. ahirlara indik. Aysun bizi buzagilarin, duvelerin, ineklerin arasindan gezdire gezdire once sagim istasyonuna goturdu. burada sagim isleminden hayvanlara dair bilginin (gun boyu attiklari adim sayisindan, sut verimine) nasil kaydedildigine, sagilan sutun meme basindan baslayarak hijyeninin nasil korunduguna her detayi anlatti. ogullari Can tum gezi boyunca eksik etmedi katkisini. annesinin anlatimiyla es zamanda padometre ve hijyen saglayici gerecleri tasidi durdu, gosterebilsin Aysun bize diye. cok tatliydi hali. Aysun ne kadar gururlansa yeridir ogluyla.

oradan ust kata, ofis ve yemekhane gibi kullanilan uniteye gectik. burada Aysun bize her bir hayvanin dosyalarini ve o dosyalarin icerdigi bilginin bir bilgisayar programina donusturulmus halini gosterdi once. bir hayvanin gunluk 25lt sut ortalamasi tutturdugu bu ciflikte her bir hayvanin kac adim attigi, o gun kac dakikada sagildigi ve kac litre verim verdigi vs gibi datalarin isiginda Aysun o hayvanin tirnagina bakilmasi gerektigi ya da kizginlik gecirdigi gibi yorumlara ulasabiliyormus. onu gorduk. ayrica ogrendik ki bu ciflikte:

1. antibiyotik gerekmedikce kullanilmiyor ve kullanildiginda antibiyotik alan hayvanin sutu buzagilara dahi verilmiyor (Aysun Danone'nin sutte antibiyotik bulmasi durumunda gunluk 2 ton sutunun yok sayilacagini ve bu sutu buzagilara vermesi durumundaysa o buzagidan saglikli ve sut verimi yuksek bir inek yaratamayacagina ikna)

2. bu hayvanlara "sut uretme" hormonu verilmiyor. asla verilmemis ve vermeyi de kesinlikle reddediyor. ama, diyor, "sikluslarini duzenlemek ve dol almalarini garantilemek icin, dollemekte zorlandigimiz hayvanlara "ureme" hormonu tedavisi yapabiliyoruz ama bu hormonun sute ve ete etkis sifirdir." bilginize.

3. rasyosunu Mehmet'in kurdugu ve tumuyle ciflik mamulu bir yemle besleniyor, hayvanlar. Berin hanim ozellikle takdir etti, verim yukselten sanayi yemlerinden kullanmaksizin gunluk 25 lt verimi. Mehmet de, Aysun da hayvanlarinin yuksek bir verim cizgisinde olmasini isterken, ayni zamanda rasyoyu manipule ederek verimin yukseltilmesine de sicak bakmiyorlar. surdurulebilir bir rasyo, surdurulebilir bir verimlilik arzu ediyorlar.

4. bu suru 4,5 yil once Sarmisakli Cifliği'nden alinma bir grup hayvan ve uzerine katilan bir miktar daha ile 48 bas hayvan olarak baslamis. bu 48 hayvandan oncesinde ise gene bir 80 hayvani varmis Sokmen'lerin ama Aysun sutlerinden hastalaninca (dusmanima vermesin, diyor) hayvanlarini tek tek muayene ettirmis ve surusunun neredeyse tamaminda verem oldugunu ogrenmis. onun uzerine o zamanki surusunun tamamini kesmek zorunda kalmis. yani Sarimsakli Cifligi'nden alinan bu hayvanlarla baslatilan donem farkli kararlarin, farkli yatirimlarin donemini baslatmis: hastaliktan ari suru. su anda sagilan 41 hayvani ve beklemede de 80 tane daha var. toplam 121.

bu bilgilerin ardindan eve gectik. Mehmet K:'nun hanimi Esra sahane bir borek yapmis, Hasibe hanim uc renkli bir sebze terrine'i, Pelin'cim yer elmasi tursusu getirmis, Ilgin kocasi vasiyasiyla kabak corbasi yollamis, ben eksi maya ekmek, Semsa'nin adimi vererek beni onurlandirdigi "D" ekmegi: D'ekmegi, Candan'in "ozel" yagi ve Ilhan abinin tereyagini ve Hamov'dan visne likoru getirmistik. koyduk masaya. Aysun da borekler ve corba hazirlamis, sahaneydi.

Aysun'un sutunu alip sutlu tatli yapan Sefik usta da geldi. beraberinde tavuk gogsu, profiterol ve sutlaclarla. bize uzun uzun anlatti, bu kalitede sutle calismanin hazzini. mutfak sirlarini paylasti. subyeden, kullandigi pirince, ustasinin el verirken soylediklerinden bize sundugu tatlisinin oranlarina... herseyi konustuk. sutun kalitelisinin kepcenin tersine yansidigindan bahsetti ve gosterdi bize: iyi sut nasil durmali kepcede.

































veteriner Erdem bey bize buzagi, dana, duve ve inek arasindaki farki ogretti. duve ilk kez sagildiginda nasil huylaniyor, nasil tekme atabiliyor, anlatti. Tarik ve Oktay gunluk isleri cok siradan islermis gibi omuz silkercesine anlattilar ama ben dinlerken yoruldum, o ayri. Can, Aysun'un oglu, tum bu surede asla yilmadan duzen kurdu, yardim etti, sorular sordu ve hatta bir kismini cevapladi bile bize. sahaneydi.

































muazzam bir sahleple bitti gunumuz.

cok, cok guzeldi.